– 0 – Giriş
Çernobil gezisinde bir ilk yapıp; geziye gitmeden önce gezi yazısını yazmaya başlamıştım. Aynı şekilde Hindistan gezisi için de gezi öncesi yazıma başlamak istiyorum..

Aslında Hindistan hiç planlarımızda yoktu. Geçen sene Küba’ya birlikte gittiğim yol arkadaşım Volkan ÇOLAK ile Şili’ye gitme planları yaparken bilet fiyatları ile yıkıldık ve başka bir bahara erteledik.
Hazır kredi kartımızda ki puanlar yetiyorken Hindistana, Delhiye giderek meşhur “Golden Triangle” gerçekleştirelim dedik. Bu arada Yapı Kredinin Adios kartımdaki puanlarla ile THY’den 3.300TL lik  İstanbul – Delhi – İstanbul bileti bedavaya geldi.

Bugüne kadar gittiğim hiç bir ülke yeşil pasaport sahibi olmamdan dolayı vize istemedi. Ama Hindistan sayesinde ilk defa bir vize başvurusu tecrübesi yaşadım.
Şimdi Hindistan vizesi nasıl alınır? Biraz anlatayım. Google a giriyorsunuz ve “Hindistan Vizesi” yazınca gelen sonuçlarda detaylı bir şekilde anlatıyor. Burada boşuna anlatmaya gerek yok. Ama güncel bir bilgi paylaşayım. 2018 Haziran ayında 103$ vize ücreti ödedim.

Beni heyecanlandıran bir başka konu ise senelerdir gittiğim yerlere yanımda Sony Alpha fotoğraf makinesi vardı. Bu sefer büyük bir aksilik olmazsa Fuji götüreceğim yanımda.

Küba’ya gitmeden önce gidenlerin tecrübelerini okuyarak gittik ve aslında bu bizim için en büyük yanlışlardan birisi oldu. Yazılan bir çok şeyin tersini yaşadık. Hindistan için de aynı şeyler olacağını biliyorum. Bu yüzden eğer siz de Hindistan’a gitmeden önce bu yazıya denk gelirseniz sadece okuyup geçin. Gittiğinizde görecek ve yaşayacaksınız ki benim burada yazdıklarımla hiç bir alakası yok.
Bunun nedeni beklentiler ile alakalı. Örnek; Küba’ya giden bir arkadaş yazısında yemeklere dem vurmuş. Aç kaldığından bahsetmiş. Biz de giderken yanımızda çorba ve makarna götürmüştük. Hepsini orada dağıttık çünkü o kadar çok lezzetli yemekler varken makarna çorbaya gerek kalmadı

– 1 – Başla

Seyahat aşıları hakkında bilgi vereyim birazda..
Türkiye Cumhuriyeti yurt dışına çıkacak vatandaşlarını korumak adına gerekli gördüğü aşıları ücretsiz olarak yapmakta ve uluslar arası geçerli bir karne vermektedir.
Bu aşılar gidilecek bölgeye göre değişebilmektedir. Tüm bilgileri buraya tıklayarak  Seyahat Sağlığı sayfasından öğrenebilirsiniz.
Ben de aşılarımı yaptırmak için Çanakkale Hudut ve Sahiller Sağlık Müdürlüğüne gittim. Randevu almanıza gerek olmadan gidebilirsiniz. Hindistan için tifo aşısını yapıyorlar ve sıtma için de Mefmal tablet veriyorlar. Bununla birlikte tifo ve sıtma hakkında ciddi anlamda bilgilendirmelerde bulundular. Hatta doktor hanım sanki kardeşini Hindistana gönderiyormuş gibi nasihatlerde bulundu. Aşılama ve tablet kullanımı ile büyük bir önlem alınsa da en önemli önlemin kendinizi korumak ve dikkatli olması gerektiğini doktor hanım defalarca vurguladı.
Bununla birlikte ek önlem olarak da tetanoz ve hepatit-b aşılarının da yapılmasının faydalı olacağını söyledi.
Tetanos aşısı yaptırmak için Lapseki Devlet Hastanesine gittim. Fakat vaka olmadan aşı yapamayacaklarını söylediler ama şunu da eklediler, gidin bir yerinizi delin, çizdirin gelin kayda alıp yapalım.
Eczanede 14TL.
Hepatit-b aşısı içinse cebinizden para harcamanız gerekli. 95TL. Gerek var mı? Bence var. Ne olur ne olmaz

– 2 – Yolculuk 

Bu uçuşumda hiç alışık olmadığım Atatürk havalimanından gerçekleşecekti. Zira Avrupa uçuşlarımın tamamında Pegasus dolaysıyla Sabiha Gökçen havalimanını tercih ediyorum. Fakat Ümraniye – Üsküdar metrosunun da devre girmesiyle Ümraniye – Üsküdar – Yenikapı – Atatürk havalimanı 1 saat 15dk. Büyük kolaylık. Umarım yeni açılacak havalimanı için de güzel bir metro hattı yapılır.

Chek-in yaptırmak için kontuara gittiğimde uçağın over book olduğunu ve yer olmadığını söylediler. Hah dedim uçuş yarına kalacak bana da 500-600€ ödeyecekler. Ama business class da yer açıp bir ekonomi sınıfı üyesini kaydırınca bana da yer açılmış oldu. Uçağım THY’nin AirBus A330-300 modeliydi. Koltuklar gayet rahat olmasına rağmen uçuş esnasında içeride sanki bir egzoz kokusu vardı. Tam zamanında boarding tamamlandı ve hemen taksiye başladık. Pist başı derken, motorlara tam güç verildi. Artık İstanbul kanatlarımın altında. Tek başına uzun yolculuk yapmanın kötü tarafı zamanın geçmemesi. Ama THY’nin uçak içi eğlence sistemindeki dizi ve filmler gayet başarılı. Rast gele 4 – 5 The Big Bang Theory izledikten sonra Cem Yılmaz’ın Pek Yakında filmini gördüm. Merak edip izlemeye başladım. İzlemediyseniz kesinlikle tavsiye ederim.

Diziydi, yemek ve ikramdı derken biraz uyku ile yolu tamamladım. Yolculuk 6 saatten kısa sürüyor. Türkiye saati ile 20:40 da kalkan uçak, Hindistan saati ile (bizden 2.5 saat gerideler) 05.:00 da, tam zamanında Delhi Indra Gandhi Uluslarası Havalimanına teker koydu.

– 3 – İniş Sonrası

Uçak indikten sonra uzun bir taksi yaptı. Körükten geçtik, kısa bir yürüyüş sonra pasaport kontrol noktasına geldik. Tüm bankolarda polis memurları olduğu için neredeyse hiç sıra beklemeden yaklaşık 10dk içinde pasaport kontrolünden geçtik ve bagajları almak için konveyörün başına geldik. Çantam benden önce gelmiş tur atmaya başlamıştı bile. Hız harika.
Free shoptan bir şeyler alabilir miyim diye bakındım. Fiyatlar ciddi anlamda uçuk. Zaten 2 karton sigaramı Türkiye’den almıştım. Bu arada kişi başı 1 karton sigara hakkınız var ama soran eden olmadı. Sigara Hindistan ciddi pahalı, giderken yanınızda götürün. Alkol de pahalı be. Daha sonra bahsedeceğim.

Neyse efendim, bagajımı aldım, amacım biran önce dışarı çıkıp sigara yakmak. Bu sırada yol arkadaşım Volkan havalimanından çıkmadan önce GSM hattı almak için anket yapıyor. Sonuç Vodafone’dan yana çıkıyor ve gidip canım AirTel dururken Vodafone alıyor. Siz sakın almayın. Çekmiyor arkadaş.

Son bir işlem. Para bozdurmak. Zira taksiye para vereceğiz. 11.08.2018 tarihinde havalimanında 1$ = 65Rupi. 50$ bozdurdum. Daha sonra şehir içinde yaklaşık 1$ 68 – 70 Rupi arasında değişim yaptım.

Dışarı çıktım. Saat 06:00 bile değil ama nasıl sıcak. Yok böyle bir hava. Daha önce hiç denk gelmediğim bir nem. Hani bir laf var ya “sıcak değil de nem çok” burası nem değil bildiğin akvaryum.

Hemen sigaramı yaktım, iki nefes çektim ki yanımda Hint polisi belirdi. Tam da sigara içilmez tabelasının altında sigara içiyormuşum. Halbuki bildiğin açık hava, insanlardan uzak. 2.000 rupi penaltı diyor. Kalede ben varım yer miyim? Türkçe hayır olmaz diyerek hızlı adımlarla uzaklaştım, baktım peşimden gelmiyor. İyi yırttık.

O sırada Volkan çıktı ve taksi bakmaya başladık. Oradaki taksiler gideceğimiz hostel için ki yaklaşık 15 – 16Km mesafeye 650 rupi istediler. Daha sonra pre-paid taksiyi gördük, 450 rupi deyince tamam dedik. Verdik paramızı. Bu arada daha ucuz bir ulaşım aracı var. Biz bunu sonradan akıl ettik. Evet bildiniz. UBER.
Dönerken yine aynı mesafe için UBER’e 250 Rupi verdik. Neredeyse yarı yarıya. O yüzden UBER’e mutlaka üye olun. Hatta ve15p4qzue kodu ile üye olursanız hem siz hem de ben ücretsiz yolculuk yapabiliriz

– 4 – Hindistanda Konaklama

Konaklama için bir çok seçeneğiniz var. 5 yıldız otelden tutun da içinde farelerin dolaştığı izbe yerlere kadar.
Günler, aylar öncesinden booking.com dan rezervasyon yapmanıza gerek yok.
Örneğin biz şöyle bir yol izledik. 13 Ağustosta Agra’da olacaktık. 13 ünde Agra’ya vardığımızda booking.com dan otel bulduk, rezervasyon yaptık ve otelimize gittik. Odaları gördük, beğendik ve kalmaya karar verdik. booking.com da aynı gün yapılan rezervasyonlar şartsız koşulsuz iptal edilebiliyor. Biz de yaptığımız rezervasyonu iptal ettik ve otelle pazarlık sonucu booking.com un sunduğu fiyattan daha ucuza konakladık. Sonuçta otel de booking.com a bir komisyon ödüyor, en kötü bu komisyon miktarı kadar indirim alabilirsiniz.

Kaldığımız oteller daha doğrusu otelimsi yerler temiz miydi? Eh işte. Hepsinin kendine özel banyo ve tuvaleti vardı. Yataklar, nevresimler kirliden bir tık ileri seviyedeydi. Fiyatları ise otelin durumuna göre değişiyordu. En yüksek kaldığımız otelde gecelik 1.100rupi verdik ama bu 1.100 rupilik otelden çok çok daha iyi odalara sahip otellerde 450 rupi gibi fiyatlara da kalmadık değil.

Hosteller gayet temiz. 3 farklı hostelde kaldık, üçü de gayet temiz ve rahattı..

 

Ödemeleri genellikle nakit almak istiyorlar, pos cihazımız yok, çalışmıyor diyebiliyorlar, o yüzden yanınızda nakit olmasına dikkat edin arkadaşlar. Ve pazarlık yapmayı kesinlikle unutmayın. Çarpışın..

– 5 – Ulaşım

Hindistanda ulaşım gerçekten sıkıntısız.
Bir şekilde A noktasından B noktasına kolayca gidebiliyorsunuz. Seçenekleriniz çok fazla.
Şehir içinde rikşa denilen tuktuklar (Hint helikopteri diyorlar kendi aralarında), UBER, OLA  kullanabileceğiniz gibi kısa mesafelerde tabanvayı da tercih edebilirsiniz.

Metro ağı gayet güzel fakat bir sıkıntı var. Girişlerde ciddi anlamda güvenlik kontrolünden geçiyorsunuz.
X-Ray cihazından geçtikten sonra bir polis elle üzerinizi arıyor ama öyle böyle değil. Her yerinizi elliyor. Ama her yerinizi. Benim üst aramam bittikten sonra sigara içme ihtiyacı hissettim. İkinci metroya binişimde ise artık tecrübeliydim. Dedim zahmet etmeyin ben şöyle bir yere uzanayım.

Şehir değiştirecekseniz eğer bir çok seçenecek var.
Tren. Uçak. Şöförlü araç kiralama. Otobüs. Blabla car.
Biz yukarıda saydığım beş alternatifi de kullandık.

a) Trenler
Hindistan demiryolları gayet geniş bir ağa sahip. Tren ile şehir değiştirecekseniz eğer uzun mesafelerde kullanın ve gece yolcuğu yapın. Böylece konaklamayı trende yapacağınız için bir gecelik konaklama masrafından tasarruf etmiş olacaksınız.

Trenlerde bir çok sınıf var. 2AC ve 3AC olan sınıflarını tercih edin. Aralarındaki farkı anlatayım size. 2AC de yataklar  iki katlı. Bir tarafta karşılık altlı üstlü 2 yataktan oluşan 4 lü kompartman, diğer tarafta ise altlı üstlü 2 yatak. 4 lü olan yataklar bir perde ile ayrılırken, diğer taraftaki 2 li yatak da perdeler ile ayrılmakta. AC den de anlayacağınız üzere vagonlar klimalı. Hatta buz gibi. O yüzden mutlaka battaniye isteyin.

3AC de ise durumlar biraz değişiyor. 2AC deki 4 lü kompartman yerini 3 erli yataklara bırakıyor. Yani üst üste karşılıklı 3 yatak ve perde yok. Aynı şekilde karşısında altlı üstlü 2 yatak mevcut.
Her iki sınıfta da çarşaf, yastık, battaniye veriliyor. Temiz kokmalarına rağmen yılların lekeleri üzerinde duruyor.
İmkanınız varsa en alttaki yatakları tercih edin. Yukarı tırmanmak pek kolay değil. Hele 3AC olan vagonlarda.
Trenler tam vaktinde kalkıp tam vaktinde varmıyorlar. 4 saat tehirle Agra’dan Varanasi’ye ulaştık. Ama ömrüm trenlerde geçtiği için (annem TCDD çalışanı olduğu için bir yere tren varsa tek tercih sebebimizdi) benim için hiç sorun olmuyor.

Gece yolculuğu yapacağınız için yanınıza suyunuzu ve yiyeceklerinizi mutlaka alınız. Ara istasyonlarda tren içinde masala çayı ve kek – bisküvi satıcıları giriyor ama siz yine de yolluğunuzu mutlaka yapın.

Tuvaletler ise baştan aşağıya metal ile kaplı. Tabiki temiz değil ama çok da pis değil. Çişinizi rahatlıkla yapabilirsiniz.

b) Otobüsler
İşte beni en çok yoran taşıt otobüstü. Zira bildiğiniz otobüsler gibi değil. Yataklı otobüs. Ve tabi gece çalışıyorlar.
Otobüs bileti alırken VOLVO marka otobüs olmasına özen gösterin. Klima şart.
22:30 daki otobüsümüz 23:40 da geldi beklerken etraftaki sokak yemeklerinden bol bol yedik. Çayımızı içtik.
Otobüs şu şekilde, altlı üstlü yataklar mevcut. Ve çok dar. Sağdan sola dönerken zorlanıyorsunuz ve kafanızı illaki çarpıyorsunuz. Hele benim gibi sırt çantası ile geziyorsanız yattığınız yere bir de çantanızı koyuyorsunuz ki uzun boylu olanlar için ayak uzatma ciddi anlamda sıkıntılı oluyor. Otobüs klimalı fakat klima öyle bir çalışıyor ki bildiğiniz frigo. Hava deliklerini kapatmama rağmen aradan sızan soğuk hava tam olarak başınıza ayaklarınıza geliyor. Son çare peçeteler ile tüm hava çıkışlarını sıkıştırdım. Bu sefer de içerisi ciddi anlamda sıcak oldu.
Yollar ise o kadar kötü ki; sürekli kafanızı tavana çarpıyorsunuz. 41 yaşıma kadar hiç bir şekilde hiç bir araç beni tutmazken ilk defa bu otobüslerde çok kötü oldum. O daracık yerden çıktım ve otobüsün en arkasında bir yükseltiye oturdum. Büyük bir ihtimal kusacağım için çantamın yağmurluğunu yanıma aldım, ortalığı batırmamak için.
Tam bu sırada muavin çocuk gelerek Hintçe bir şeyler söyledi, ben İngilizce bir şeyler söyledim. Anlaşamadık. Ama yüzüm kireç gibi ve boncuk boncuk soğuk terler akıttığımı görünce durumu anladı, beni en öne koltukların olduğu yere götürdü. İşte orada kendime geldim.
Yollar ne kadar kötü. Şöyle tarif edeyim. Telefonumdaki adım ölçer otobüsten indiğimde fazlada 8.000 adım kaydetmiş. Sanırım ne kadar kötü olduğu anlaşılmıştır.
Molasız olur mu? Yaklaşık 4 saatlik bir yolculuk sonrası mola verdik. Bizim dinlenme tesislerinden çok çok farklı bir yer. Toprak bir alan, ışıklandırma yok, tuvalet yok, sadece yiyecek içecek satan ufak bir kulübe ve onlarca otobüs. Kafayı çevirip baktığınızda belli belirsiz arazide tuvalet ihtiyaçlarını giderenleri görebilirsiniz. Burada masala çayımızı, sigaramızı içtik ve yaklaşık 30dk lık bir aradan sonra tekrar yola revan olduk.

c) BlaBlaCar
BlaBlaCar da bir başka ulaşım seçeneği.
Bir kaç tavsiyem olacak; mümkün olduğunca referansları olan sürücüleri tercih edin. Otoban ücretleri konusunda yola çıkmadan önce anlaşın. Buluşma yeri ve saatini tam olarak kesinleştirin. Gayet rahat, güzel yolculuklar yaptık BlaBlaCar ile. Tavsiye ederim.

d) Şöförlü Araç Kiralama
Şehir içinde bir çok yerde tabelasını göreceksiniz. Örneğin Delhide, Varanasi şu kadar, Agra şu kadar vs gibi. Yine pazarlığınızı yapan fakat çok fazla indirim yapmıyorlar. Yine otoban ücretleri konusunda anlaşın. Buluşma yeri olarak kaldığınız yerden gelip alıyorlar. Bu da güzel, konforlu bir tercih BlaBlaCar gibi.

e) Hava Yolu
Varanasi – Jaipur arası ciddi bir mesafe olduğu için ve bu mesafeyi tren, otobüs yada diğer seçenekler ile gitmek bizi zorlayacağı için uçağı tercih ettik. Indigo ile 3.200 rupiye gayet rahat bir yolculuk yaptık. Uçağımız AirBus A320 Neo gibi çok yeni bir uçaktı. Havalimanında da metrolarda olduğu gibi ciddi bir güvenlik kontrolü var. Benim harici diskin ne olduğunu anlamadılar. Ekranda ben görür görmez tanıdım ve söyledim ama bana itibar etmedikleri için çantayı büyük bir zevkle boşalttılar. Uçağın kalkmasına yarım saat varken anons yaparak bizi geçite çağırdılar, biz de koştura koştura gittik. Girer girmez kapı kapandı ve uçak taksiye başladı. Kalkış saatinden 20dk önce hareket etmek baya bir şaşırtıcı. Eğer tüm yolcular içerideyse kapıyı kapatıp uçuyorlar.

f) UBER
Yazacak pek bir şey yok UBER hakkında. UBER candır diyerek kısa kesiyorum. Mutlaka ve mutlaka kullanın.

g) Rikshaw. TUKTUK. Hint Helikopteri
Yine bu araçlar hakkında bir kaç uyarım olacak. Sürücüye mutlaka tam olarak nereye gideceğinizi söyleyin, cep telefonundan gösterin ve onay alın. Hemen hadi gel, tamam diyecekler. Binmeyin. Kaç para olduğunu sorun. İlk fiyatı asla kabul etmeyin tabiki. Şu şekilde hesaplama yapabilirsiniz. Örneğin gideceğiniz mesafe 5Km. Km başına 10 rupiden toplamda 50 rupi. Aynı burada olduğu gibi bir taksimetre açılış ücreti varmış gibi düşünün. 80-100 rupi de bunun ekleyin. Ortalama 150 rupi gibi bir rakam çıkacak. Bu rakamda ısrar ederseniz kazançlı çıkacaksınız. Zira 150 rupilik yer için sizden 300-350 rupi ile kapıyı açacaklar. Bir başka dikkat etmeniz gereken konu ise eğer 2 kişiyseniz pazarlık edip kabul ettiği fiyatın adam başı değil toplam fiyat olması. Bazı uyanıklar sizin 150 rupi fiyatınızı kabul ediyor ama indikten sonra ben onu adam başı olarak demiştim diye çamura yatabiliyorlar.
Bu arada bir riksaw kaç para derseniz sıfırı 80.000 Rupi. İkinci el, biraz da eski bir model için sahibiyle pazarlık ettim. 50.000 Rupi den 35.000 Rupiye kadar düşürdüm. Riksawlar 3 vites ve LPG ile çalışıyorlar. Az yakıyor, çok kaçıyor. Her yere girip çıkıyor.. Elektrikli olanları da var ama değişen bir şey yok. Açık hava seyahati olduğu için çevrenin gürültüsü fazlasıyla yetiyor.

-5- Trafik
Bu kadar yolculuktan bahsetmişken biraz da Hindistanda trafikten bahsedeyim.
Kesinlikle ve kesinlikle araç kiralamayın. Buna motorsiklet de dahil. Zira hiç bir şekilde evrensel trafik kurallarına uyulmuyor. Trafik bizdekinin aksine sol taraftan işliyor. UBER den ara söyledik bizi almaya geldi. Şöför çantalarımızı bagaja yerleştirdi, ben de ön koltuğa geçtim oturdum. O ne. Karşımda direksiyon. Biraz gülüştük ettik.
Sinyal kesinlikle yok. Her şey korna ile hallediliyor. Çok aşırı derecede yoğun bir trafik var. Şöyle ilginç bir deneyimim oldu. Şöförlü araç kiraladık, otelimizden bizi aldı. Ben ön koltuğa oturdum ve şöför benden dikiz aynasını kapatmamı istedi. Kapattım. Kendi dikiz aynasını kapattı. Araç içindeki aynayı yukarı çevirdi. Dedim neden böyle bir şey yapıyorsun; cevabı çok enteresan ışık gözümü rahatsız etmesin. Çünkü gece oldumu Hindistanda herkes ama herkes, şehir içi, şehir dışı fark etmeksizin uzun farları yakıyor. Yaklaşık 6 saat boyunca kornealarıma tecavüz edildi. Kamyonların ve otobüslerin stop ve park lambaları ya bozuk yada sökülmüş durumda. 3 şeritli otobanda bir anda karşınıza orta şeritte yatmış inek görebiliyorsunuz. Yol kenarlarında yine yatma pozisyonunda, ayakları şeridin yarısını kaplayan inekler. Yol ortasında arıza yapmış araçlar. Kısaca otoban denince aklınıza akıp gideceğiniz bir yol gemesin sakın. O yüzden karayolu ile şehir değiştirirken hep diken üstünde oldum. Evet korktum.
Tüm bu kadar karmaşaya rağmen, hiç kaza görmedim, hiç kavga eden sürücü görmedim. Orada ki usulsüzlüklerin onda biri burada olsa cinayet sebebi.

– 6 – Yeme İçme
2000 yılında bir mide kanaması geçirdim ve o günden beri cebimde, çantamda, arabada, eşimin çantasında yani her yerde mutlaka ve mutlaka Rennie tablet bulunur. Hindistana giderken de bol miktarda yanımda götürdüm. Fakat bir tane bile kullanma ihtiyacı hissetmedim diyerek yeme – içme konusuna başlamak istiyorum.

İlk 2 gün gittiğim her yerde pizzacı aradım. Zira yemeklerin görüntüsü hiç bana hitap etmiyordu. Ve tabi ki hazırlandığı ortam. Fakat 3.gün bir sokak satıcısından aldığım yemeği tatmamla birlikte her şey değişti.
Yediğim şeyi hatırlamıyorum fakat muhteşem ötesi bir lezzet.
Baharatı, acıyı, sarımsağı çok severim. Ve yemeklerin tamamı neredeyse bu üçlemeden oluşuyor.
Yemeklerin çoğu ön pişirme ile hazır tutuluyor, siparişe göre tam olarak pişirilip servis ediliyor. Hijyen sorununuz varsa ilk başta sizi çok rahatsız edecektir. Zira tek bir tava ile gün boyu yıkamadan yada şöyle bir suya tutarak yüzlerce kez yemek pişirilebiliyor. Belki de lezzeti veren budur. Kim bilir?

Ülkenin büyük bir çoğunluğu vejetaryen ağırlıklı besleniyor, daha doğrusu sebze ağırlıklı besleniyorlar. Dolaysıyla yemekler sebze yemekleri. Çok fazla yağ kullanıyorlar. Şöyle ki, bir yemeği tavada pişirirken kullandıkları yağ ile annem üç kere daha yemek pişirebilir.

Benim yazılarımı takip edenler bilirler ki mutlaka gidin şu mekanda şunu yiyin demem, burada da demeyeceğim. Lonely Planet’ta tüm bilgiler var. Biz de buradaki önerilen yerlerde yedik içtik. Ve her yediğimiz yemekte sonra Volkan’la şu kanaate vardık. “Lonely Planet yine yanılmadı

Fiyatlar sokak satıcılarında makul iken restoranlarda neredeyse Türkiye fiyatlarına yaklaşıyor.
Delhi de bir restoranın menüsü şu şekilde.

Alkol Türkiye’nin iki katı. Örneğin Hindistanın yerli ve milli birası King Fisher en ucuz 140 Rupiye içerken en pahalı 260 Rupi ye içtik. Bazı yerlerde örneğin Pushkar’da (Pushkar çok kutsal bir yer) menülerin altında “Alkol satışımız kesinlikle yoktur” yazmasına rağmen garsona bira istiyoruz derseniz bir şekilde ayarlayıp sarp sarmalayıp getiriyor.

Fotoğrafta da gördüğünüz gibi alüminyum folyoya sarıp getirdiler.

Masala çaydan bahsetmeden edemeyeceğim. Hayatımda içtiğim en güzel şey. Şey diyorum çünkü bildiğiniz çay değil. Süt ile yapılıyor ve içine tarçın, karabiber, zencefil, karanfil, kakule ve bizim tükettiğimiz çayı sütte kaynatıyorlar. İstanbul’a dönerken hazır karışım olan paketten satın aldım, neredeyse her gün içiyorum.

Kahve pek fazla yok. Büyük şehirlerde Coffee day Cafe zincir mağazaları var. Kahveleri çok güzel fakat kahve istediğinizde sütlü kahve geliyor eğer siz de benim gibi sütsüz şekersiz kahve seviyorsanız mutlaka sihirli sözcük BLACK i teleffuz edin.

Starbucks da var tabi ki. Ama fiyatları bizim fiyatlarımızın iki katı. Avrupadan bile pahalı diyebilirim. O yüzden boşu boşuna klimalı dükkana girip sonra sıcağa çıkmayın.

Su olayına girince. Açıkta suyu sağlığınız açısından hiç bir zaman tüketmeyin. 1.5Lt üşümüş şişe su her yerde 20 Rupi. Tabi alıp içtikten 10dk sonra ısınıyor ama yapacak bir şey yok.
Fantaların rengi çok acayip. Bizdeki gibi turuncu değil. Daha değişik bir şey. Kola her yerde satılıyor.

Lassi dedikleri bir içecek var. Bildiğiniz ayran. Manda – inek sütü karışımı yapılmış yoğurdu çırparak sulandırıyorlar ve içine isteğe göre bir çok çeşit meyve ile tatlandırıyorlar. Tuzlusu da mevcut. Bana tuhaf gelen yanı ise lassiyi toprak bardaklarda veriyorlar ki bu bardaklar tek kullanımlık. İçtikten sonra atıyorsun.
Ben 16 günde sadece bir kez Varanasi de içtim. Blue Lassi mekanında. Yani aman aman bir şey değil. Ama size belki çok seveceksiniz. Mutlaka deneyin.

Tatlılara gelecek olursak. Yine büyük şehirlerde çok güzel tatlıcılar, pastaneler var. Ama bir tatlıları var ki, bayıldım. Hatta İstanbula dönerken bir pakette ailem için aldım ama çoğunu yine ben yedim. Adı LADDU. Bizim irmik helvasına benzese de, yapılışı ve doğal olarak tadı bambaşka. Gördüğüm her yerde dayanamadım yedim. Hatta bir çok tapınakta yemek dağıtılıyor ve mutlaka laddu da yapılıyor. Sıcak sıcak daha bir güzel.

Ve son olarak tavuktan bahsetmek istiyorum. Jaipur da kebapçılar var. Cadde boydan boya kebapçı. Dumanlı bir cadde. 41 yaşındayım, ben böyle güzel tavuk yemedim dersem yalan olmaz.

Şu soğanların yanındaki yeşil sos, kişnişli bir sos. Muhteşem ötesi. Bitince yenisini bir bardakla getirip tabağınıza boca ediyorlar. En sağdaki halka gibi olan, şişten çıkarıldığı için ortası delik. Bu da bizim Adana kebaba benzeyen tavuk kıymasından yapılan baharatlı, olağan üstü lezzetli bir yiyecek.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir